Bir milletin sanat yeteneği güzel sanatlara verdiği değerle ölçülür.
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin 50. Yıl nedeniyle Mezunların Sergisi açıldı. Biz de Plastik Sanatlar Bölümü olarak bu sergiyi görmek istedik. Fakültenin koridorları ve sergi alanı mezunların eserleriyle doluydu. Öğrencilerle seramik, resim, foroğraf, heykel ve tekstil alanlarında eserleri inceledik.
Bu yıl Bölüm öğretmenleri arasına katılan seramik öğretmenimizin yaptığı çalışma koridorun ilerisinde düzenlenmişti. Öğrenciler ilgiyle konu ve teknik hakkında öğretmenleri Meltem Yengün'e sorular sordular. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin Seramik Bölümünden mezun olan ve sergiye davet edilen öğretmenimiz de öğrencilere çalışmanın hikâyesini anlattı. Seramik tekniğiyle ilgili soruları da cevaplandırdı. Öğretmenleri bu okuldan mezun olan öğrenciler haklı gururla serginin diğer bölümüne geçtiler.
Öğrenciler Seramik ve Cam bölümünde tanıdık atölye ortamıyla karşılaştılar. Seramik çarklarında çalışan üniversite öğrencileri dikkatle izlendi. Tabi ki "Öğretmenim, bizim atölyede de bu çarklardan olacak mı?" sorusu da kaçınılmazdı.
Resim Bölümünde karşımıza portrelerle bir duvar çıktı. Konusunu anlamaya çalışırken bu bölümden mezun olanların fotoğrafları olduklarını anladık. Öğrencilerden sesler yükseldi "Öğretmenim, babam buadan mezun". Panodan veya diploma zarflarından tanıdık isimleri aramaya koyulduk. Mezuniyet yıllarından yola çıkarak bir kaç isim bulduk.
Tekstil ve Geleneksel El Sanatları bölümlerinde yapılan çalışmalar alanlar hakkında öğrencilere bilgi verdi. İnce ayrıntılı çalışmalar dikkat çekti.
Öğrencilerin ilgsini Temel Sanat Eğitimi Bölümü çalışmaları çekti. Sanatın temel kavramlarını anlatan çalışmalar öğrenciler tarafından cok beğenildi. Benzeri konuları işleyen öğrenciler fikir ve teknikler hakkında bilgi sahibi oldular. Çözemedikleri soruları öğretmenleriyle paylaşarak cevaplar buldular.
Sanat ve Tasarım alanında okuyan öğrencilerin en çok Endüstri Tasarım ve İç Mimari Bölümlerin'de yapılan çalışmaların estetiğe verdikleri önem ilgilerini çekti. Bir sandalyenin bir çok şekli olabildiğini ve çeşitli malzemelerden yapılabileceğini, iç mekân maketlerin titizlikle yapıldığını gördüler.
Heykel Bölümünün Modelaj atölyesi model çalışmalarıyla doluydu. Soyutlamayla yapılan kafa modelaj çalışması dikkatle incelendi. Neden böyle yapıldığını anlamaya çalışıldı. Çeşitli fikirler üretldi. Öğrenciler, "Dünya Sanat Tarihini okumamıza ramen kavramları tekrar etmek gerekir" dediler.
Ahşap oyma ve Mermer-Taş Atölyeleri öğrencilerin ilgisini odakladı. Öğenciler ahşap oyma uygulamalarını gözlemlediler. Taş atölyesindeki model çıkarma ve serbest formların şekillendirilmesi çeşitli gereçlerin gereksiniminin zorunlılığunu gösterdi. Zor bir mesleği icra eden öğrencilerin gayretli çabalarla harika formlar ürettiklerini gördük.
Bir anda etrafımız tanıdık yüzlerle sarılıverdi. Duyan veya gören soluğu yanımızda aldı. Maçka Akif Tuncel Anadolu Meslek Lisesinden mezun olan ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ndeki çeşitli bölümlerini kazanan eski öğrencilerimiz yanımızdaydı. Bu ne büyük mutluluktu. Yeni yetiştirmeye çalıştığımız, üniversitede okuyan ve oradan mezun olup o gün ziyarete gelen öğrencilerimiz bir aradaydılar. "Hocam liseden mezun olurken ağlamadım, fakat şimdi buradan ne tesadüf ki ben giderken size rasladım ve gözlerim sulandı" dedi Ece Yıldırım. Anılar paylaşıldı, hatıralar anlatıldı. Maçkalıların çoğunluğu etraftakileri şaşırtmıştı, fakat bizim mutluluğumuz anlatılmazdı. Kaç kuşak öğrencilerimizin arasında bizler vardık, öğretmenleri.
- Canan Sofu
Yorumlar (0) 19.11.2007. 17:16
İstanbul'un Beylikdüzü semtinde sonbaharda her yıl düzenlenen 17. Sanat Fuarı açılmıştı. Bizde Sanat ve kitap fuarına gittik. Kitap fuarı standlarında sanat kitap kaynaklarını araştırdık ve bizde olmayanlarını aldık. Bir çok kaynağın bir arada olması ve aradığın kaynakları çabucak bulmak bulunmaz bir fırsat olarak İstanbul'un karışıklığında karşımızda idi. Dünya Bilim Adamları CD dizisinin küçük oğlumuzun ilgisini çekeceğini düşünerek ona hediye olarak aldık.
Sanat galerilerinin bölümünde çeşitli şehirlerimizden gelen çalışmaları inceledik. Aralarında yabancı ülke temsilcileri de vardı. Bir anda tanıdık isimler karşımıza çıktı. İkimiz olabilir mi diye düşünürken tanıdık yüzler önümüzdeydi. Karşımızda nerdeyse yirmi yıl görmediğimiz üniversite arkadaşlarımız çıktı. Bu mutlu görüşme çeşitli hatıralarla süslendi. Aniden yandaki standttan Kazanlık Güzel Sanatlar Lisesinden mezun olan bir arkadaşımız daha gelip mutluluğumuz katlandı.
Слец 20 години приятелите от Казанлъшката Художественна Гимназия и Факуртета по Изящни Изкуства вьв Велико Тьрновския Университет се срещнаха вьв 17. ТУЙАП Международен Арт Фаир в Истанвул/Турция.
Bulgaristan'ın Veliko Tırnovo Üniversitesinin, Güzel Sanatla Fakültesinden mezun olan beş kişinin ortak noktaları coktu. Bizim buraya göç etmemizle yollarımız ayrılmış ta olsa sanat bizi brleştirmişti.Yaptıklarımız ve yapamadıklarımız için uzun uzun konuştuk. Kimileri Kanada, İsveç, Fransa ve bizim gibi Türkiye'de olanları ve geride bıraktıktığımız arkadaşları da andık. Bizim buluşmamız, konusu "Göç" olan fotograf sergisiyle de örtüşmüştü.
Bir okulun Sanat ve Tasarım Alanında, Plastik Sanatlar öğretmenleri olarak her zaman Sanat Fuarı'nı ilgiyle izlemişizdir. Kendimizdeki sanat aşkını öğrencilerimize de aşılamaya çalışmışızdır. Bu Fuar fırsatını ve bir çok galerinin bir arada sergi yapmalarını kaçıramazdık. Öğrencilerimizle birlikte yapılan eserleri teknik sınıflandırmasını, konu ve form birlikteliklerini, kompozisyonlarını, tarz ve akımlar sınıflandırmalarını izlerken yaptık. Öğrencilerin ilgisini tabiki en çok Üniversitelerin standları oldu. Kendileri de birer üniversite adayı olarak daha bir başka üniversitelilerin çalışmalarını izlediler.
-Canan Sofu
Yorumlar (0) 03.11.2007. 17:04
10. Uluslararası İstanbul Bienali'nin açıldığını duyan Maçka Akif Tuncel Anadolu Meslek Lisesi, Plastik Sanatlar Bölümü öğrencileri heyecanla "Hocam, gidelim" dediler. Bunun üzerine bölüm Şefi Aydın Sofu, bölüm öğretmenleri Canan Sofu ve Meltem Yenigün öğrencilerle birlikte kendilerini sergi alanında buldular.
Antrepo binasına ulaştık ve biletlerini alarak sergi alanına girdik. Gezinin amacı Plastik Sanatlar eserlerinin teknik ve konu bakımından incelenmesiydi. Sergi girişinde ilk olarak mürekkepli kalem tekniği ile karşılaştık. Klasik mürekkepli lavi tekniğinin büyük formatta uygulanışı ilgi uyandırdı.
İki üç çalışmadan sonra bir karmaşa meydana geldi ve öğrencilere doğru yöneldik. Biri, duvar köşesinde oturuyordu. Telaşlanarak yaklaştıkca işin aslını anladık.
Ay'ın paylaşılmasına karşıtlık olarak hazırlanmış konstuktif formlar ilgi çekti.
Yumuşak minderlerle döşenip tavana yerleştirilmiş plazmaların bulunduğu mekanda video enstalasyon izlemek zevkli işlerden birisi olması gerek. Bir kaç gün önce boyle bir projeyi bizimde gerçekleştirmek istememeiz ilginç bir tesadüft ve bunu öğrencilerle paylaştık.
Sergiyi gezerken önümüze çeşitli araç ve gereçlerin bir arada düzenlenmesi çıktı. "Hocam, bizim gibi hurdalığı toplamışlar "diye seslendi öğrenciler. Sanatçının bize ne mesajlar vermek istediğini inceledik.
Bir anda öğrenciler ortadan kayboldu. O mekân bu mekân derken duvarlar hareket etti ve kayıplar bulundu.
"Her zaman duvarlara yazı yazmak istemişimdir" derler.
"RGB'nin Savaşı" adlı miferli askerlerle enstalasyon eserinin açıklama sayfasını okuduktan sonra robotların bir çizgiyi takib ederek hareket etmeleri bize "Bizimo"yu hatırlattı.
İlgi çeken çalışmalardan birkaçı
Antrepo gezildi ve Bienal devamını izlemek için İMÇ çarşısına yol aldık. Blok blok binaları gezerek serginin devamını aradık, yorulduk ve hatıra fotografı çektik. "Sergiden iz yok hocam bari kaset çıkaralım hayatımız kurtulsun" sözleri yükseldi.
Binaların arasındaki mozaikler oluşan boşluğu doldurdu. Teknik anlatıldı ve kullanılan malzemeler hakkında bilgi verildi.
Bu mekanda bir şeyler görmeyince yakında bulunan Mizah ve Karikatür Müzesi' ne gittik. Karikatürler incelendi ve teknikleri tartışıldı.
"Aydın hocam, hatırlarmısın buralarda tarihi bir bozacı vardı ve seneler önce gelmiştik" dedim. "Hocam dün de benim canım boza çekmişti ve annemden istedim. Ne olur hocam gidelim" dedi öğrencimiz ve kendimizi bozacının yolunda bulduk. Yol üzerindeki eserleri de incelemeyi ihmal etmedik. Gezimiz mutlu bir yorgunlukla bitti.
- Canan Sofu
Yorumlar (0) 28.10.2007. 17:41